3 Eylül 2016 Cumartesi

Eylül - Mehmet Rauf

Eylül ayında Eylül romanının yazısına Eylül'den bir alıntıyla başlayalım.

"Zavallı hava, dedi. 'Bereket versin ki o var. Olmasa neyi bahane edeceklerdi. Yazın çok sıcak, kışın çok soğuk olmasa neler geri kalmayacaktı, değil mi? Şimdi sonbahar, havanın ne suçu var? Fakat kendi kusurlarımızı haksızlıklarımızı ondan başka neye yüklemeli?"

"Süreyya Bey ve Suat Hanım'ın mutlu bir evlilikleri vardır. Evliliklerinin üzerinden beş yıl geçmesine rağmen Süreyya'nın ailesiyle beraber oturmaktadırlar. Fakat evin havası, artık Süreyya ve Suad'a sıkıcı gelmektedir. Süreyya bir an önce bu evden ayrılıp, denize bakan sakin bir evde yaşamanın, en azından yazı orada geçirmenin hayalini kurmaktadır. Kısa bir süre sonra Süreyya'nın hayali gerçekleşir ve Suad'ın babasından aldığı para sayesinde Boğaziçi'nde bir yalı kiralarlar.
Süreyya'nın arkadaşı Necip, ailenin yakın dostudur. Suad müziğe; Süreyya denize meraklıdır. Biri çoğunlukla evde, diğeri denizde vakit geçirmektedir. Daha çok Suad ile evde kalan Necip, onu sevmeye başlar; Suad da bu sevgiye kayıtsız kalmaz. Zamanla ikisi de iç hesaplaşmalara başlarlar ve sevgilerinin kirletilmemesi için çaba harcarlar. Roman, psikolojik tahlillerin yapıldığı ve bu yönüyle edebiyat tarihimizin ilkleri arasında yer alan bir eserdir."

Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak edebiyat dersimizde karşıma çıkmıştı. İlk psikolojik tahlillerin bulunmasıyla dikkatimi çekti. Karakterlerin iç dünyasının başarılı bir şekilde yansıtılmasıyla okurken insanlar ve hayatları tam anlamıyla hissediliyor.

Mehmet Rauf'tan bir eylül ayı:

"Eylül! Birkaç gün hava ne kadar güzel olsa bu kadarcık geçici bir güzelliğe bile minnettar olmak gereken bir ay. Eylül, esef ve özlem ayıdır. İçine birkaç günlük kış saldırısından acı düştüğü için, o güzel havaların, devamlı yazın artık nasıl geçtiğini bir mazi olduğunu hissettiren bir ay..."

1 yorum: