27 Ocak 2018 Cumartesi

Siyah Kehribar - Tarık Buğra

Tarık Buğra'nın ilk romanı olan Siyah Kehribar'ı okudum geçen günlerde.

Roman Mussolini dönemi zamanlarındaki İtalya'da geçiyor. Sanat tarihi üzerine doktora yapan bir Türk gencinin Siyah Kehribar adlı meyhanedeki anılarını ve arkadaşlarını anlatıyor.

Türk gencinin ilk tanıştığı kişi Fernanda ile başlıyor roman ve yine onunla bitiyor. Fernanda Türk gencini Siyah Kehribar ve arkadaşlarıyla tanıştırıyor. Bu arkadaşlar rejim muhalifi aydınlar. Dikta rejimini kabullenmeyen ve baskıya gelmeyen mizaçlara sahipler. Rejimin zorlamaları nedeniyle de hepsinde bir hüzün var. Tabi boş durmuyorlar ve başları polis teşkilatı ile derde giriyor. Aralarından gizli teşkilat tarafından cinayete kurban gidenleri oluyor. Siyah Kehribar ise bu insanlara kucak açıyor. Dertli olanların ayakları fark etmeden Siyah Kehribar'a yöneliyor. Dertsiz olanlar dertlenmek için oraya gidiyor.

Kitabın arka kapağında yazdığı gibi kitap sadece insanı anlatıyor. Karakterlerin eylemleri, olayları pek önemli değil. Yazar size sayfalar öncesinden neler olacağını ucundan çıtlatmayı bırakın açık açık söylüyor. Yani Tarık Buğra insan ilişkilerini yansıtma hedefini ilk olarak bu romanında göstermiş.

"Boğuşacaksın Melina, boğuşacaksın. Omuzların çok daha narin olsa da, bileklerin çok daha ince, keşfettiğin güzellik ve asaletler çok daha büyük olsa da boğuşacaksın. Hatta bunlar işte böyle olduğu için boğuşacaksın."

Mümtaz Turhan "Yirminci asrın hüznü hakim kitapta." demiş. Karakterler hüzünlü, söylenen şarkılar yürek burkuyor ve sürekli saadet arayışı var.

Dedim ki Tarık Buğra'nın ilk romanı Haliyle birazcık ama çok az yavanlık var.  Hiç görmediği bir ülkeyi anlatıyor olmasını da hissediyorsunuz. Ama ustalığının önüne pek geçememiş bunlar.

"-İçine tüküreyim öyle hürriyetin.
Ortalık birdenbire karıştı. Kızanlara karşılık kahkaha atanlar da vardı. Leonardo ise kılını bile kıpırdatmak niyetinde görünmüyordu. Uzun bacaklarını işte öyle öteki sandalyeye dayamış, surat hep bir karış. Görünüşü zaten başlı başına bir küfürdü."

Yazarın okuduğum ilk kitabı bu ama edebiyat derslerinden az çok onun tarzına aşinayım. Kitap Tarık Buğra'ya ait değilmiş gibiydi. Diğer eserlerinden farklı bir tarzda yazmış bunu. Tarık Buğra ile hala tanışamamış oldum yani. Tanışmamızı Osmancık, Küçük Ağa ve okumak istediğim diğer kitaplarına bırakıyorum. Hoşçakalın.

6 yorum:

  1. Bu kitabını okumadım ama Küçük ağa güzeldi, tavsiye ederim. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Küçük Ağa'yı okumazsam olmaz zaten. :)

      Sil
  2. Selaam, nerelerdesin seni mimledim haberin olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selaaam. Artık buralardayım inşallah. Mim için teşekkür ettim. Geleyim bakayım hemen.

      Sil