27 Şubat 2018 Salı

Sadelikte Güzelliği Yakalamak #2

İçime sinmeyen bir yazı oldu ama nasıl içime siner hale getireceğimi de şaşırdım. O yüzden yayınladım gitti.

Bu, gardırobumu fazlalıklardan kurtardığım bölümdür. Önce şunu sizinle paylaşmak isterim ki onca kıyafeti hayatımdan çıkarmanın anlamı netleşsin. Sitelerde gezerken şöyle bir şeyle karşılaşmıştım:  Her sabah günde 2 dakika ne giyeceğimiz hakkında düşünsek ve ortalama 70 sene yaşasak, tüm hayatımız boyunca toplam 35 gün gibi bir zamanı ne giyeceğimize karar vermekle harcarız. Ki ben 2 dakikadan fazla zamanda yapıyorum bu işi. İşte hayatımın 35 gününü sabah ne giyeceğimi dert ederek geçirmek istemiyorum. Bu yüzden sadeleşmek...

Youtube'da yeni keşfettiğim Hayatını Hafiflet kanalında "Nasıl Sadeleşilir?" adlı bir video vardı. Orada sadeleşmeye önce kişisel eşyalardan başlanılması önerilmiş. Ev halkını sadeleşeceğiz diye darlamamalıymışız. Eşyaları kategorilere ayırıp belli zaman aralıklarıyla düzenleme yapmalıymışız. Ben hem o kanaldan hem de Begüm Başoğlu ve Ege Erim'in kitabı olan "Sade" ile öğrendiklerimi harmanlayıp işe başladım. "Sade" kitabında da ilk bölüm gardıropla alakalıydı zaten.

Dolaplardaki, çekmecelerdeki ve askılardaki kıyafetlerimizi odanın ortasına seriyoruz. Ara sıra niyetlenip giymediklerimizi, giyince kendimizi iyi hissetmediklerimizi, son bir yılda hiç giymediklerimizi, eskimişleri ve içine sığamadıklarımızı ayıklıyoruz. 

Ayrıca kitapta 10 temel parçadan bahsediliyordu. 10 zamansız parçayla her zaman güzel kombinler oluşturulabilirmiş. Benim zamansız parça gibi şeylere ihtiyacım yok. Nereye gidersem gideyim bir pantolon ve gömlek giyerim ve tamamdır. Renk skalası belirlemek de sabah ne giyeceğim diye düşünme süresini kısaltırmış.

Kıyafetleri hallettik. Çantalara, aksesuarlara ve ayakkabılara dönelim. Kış için iki botum var şu an. Bana göre iki tane fazla. Birisi eskiyince ikincisini almam muhtemelen. Bir tanesi kâfi. Yaz için de bir spor ayakkabısının yeteceğini düşünüyorum. Bir tane siyah bir tane de açık renk çanta yeterli. Aksesuarlarda kullanmadıklarımı, ve kötü görünenleri attım. Birkaç tanesini etrafımdakilere verdim. Her yerde favori kıyafetler ve aksesuarlarım var.

Bu işi buraya yazmak kolay ama yapması zor. Ben iki üç saat uğraştım. Bu zahmete değdi mi diye sorarsanız size derim ki bir dolap daha getirin onu da temizleyeyim. Dolabımı çekmecelerimi açıyorum; yazlıklar ve kışlıklar ayrılmış, en sevdiğim kıyafetlerim sıra sıra dizilmiş, dolabımın içi büyümüş, oh mis.

Şimdi temizlendik, fazlalıklardan kurtulduk. Bu düzeni nasıl koruyacağız? Artık kıyafet alırken önce "Bu bir ihtiyaç mı, arzu mu?" diye soruyoruz, içimize sinmeyen en ufak şey olursa kıyafeti bırakıyoruz ve indirimlere kanmıyoruz. Ucuzmuş ben bunu giyerim demek yok.

Yazının sonuna geldik. Hoşçakalın.

4 yorum:

  1. Mark Zuckerberg tek tip giyiniyormuş sırf bu yüzden, akıllı adam vesselam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet hatta Steve Jobs'da var. Einstein da öyleymiş. Bunları yazıma ekleyecektim de kısmet olmadı. Teşekkür ediyorum yorumunuz için.

      Sil
  2. hımm iki yıl kullanmadığımız her şeyi atmak birilerine vermek iyiymiş diyolar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki yıl çok uzun bir yıl hatta altı ay yeterli bence.

      Sil