25 Haziran 2018 Pazartesi

La: Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu

Adem ve Havva'nın hikayesini anlamak tüm insanlığı anlamakmış, anlatmak da anlamanın en yetkin biçimiymiş.

"Öyleyse bu hikayeyi, ben anlatmaya kalkıştığımda, okuyan okumaya başladığında, en baştan bilinsin ki aynada her şey temsil her şey mecaz. Gaybın ne şekli ne manası dünya kelimelerine çevrilebilir çünkü."

Ankara kitap fuarına gitmiştim. Kütüphaneden kitap alıp okuduğum için kitap satın almak bana aşırı lüks gibi gelmeye başlamış. Kitapların hepsi pahalı geliyor. Diyorum bu kütüphanede vardır almama gerek yok, buna bu kadar para vermem, bu ucuzmuş ama çevirisi kötüdür falan filan. Almadım bir şey. Sonra dedim Timaş'a uğrayayım. Biraz bakındım falan. Sonra Nazan Bekiroğlu'nun kitaplarına göz gezdiriyordum. Orada da Ahmet Günbay Yıldız'ın kızı varmış. Kendisi de oradaymış da ben Ahmet Günbay Yıldız'ı da kızını da sonradan fark ettim. :P Neyse benim elim kitabın kapağından dolayı sürekli Mimoza Sürgünü'ne gidiyor. Sonra hem görevli hem de yazarın kızı Nar Ağacı ve bu kitabı önerdiler. Ben de dedim önce ilk insan Hz. Adem'i okuyayım, sonra Nar Ağacı'na bakarım. 

"Saymakla bitmez, isimleri varlıklarına yetmez. Kendi Sırrının Sahibi, bunca şeyin hepsini. Yoktan var etti, serdi, yaydı, döşedi."

Nazan Bekiroğlu Adem ile Havva'nın hikayesini anlatmış. Yokluktan başlıyor ve yaradılışa geçiyor. Oradan Adem ve Havva'ya. Dünya'ya gelişlerine, oradan Habil ile Kabil'e geçiyor.

"Harikulade bedeninde etin kemiğin ne kadar iğreti durduğunu anladı. İnsan. Ne kadar da nazlıydı. Yaşayabilmesi ne çok şartın bir araya gelmesine bağlıydı. Bu en güçlü yaratık en fazla da güçsüz olandı. Bir büyük ağaç kadar kavi ve heybetli, bir kuru dal gibi kırılgandı."

Dilini çok beğendim. Biraz masalsı, biraz efsunlu. O kadar güzel ki... Böyle bir belirsizlik içinde, bir tablo gibiydi. Hz. Adem'in Hz. Havva ile tanışması mesela. "Havva, orada suyun altında, kollarını uzatırken, damlaları elleriyle toplar, saçlarıyla dağıtırken Adem dikkatlice baktı ona. Bakışına, duruşuna. Cennetin, gözlerinde su olup ırmak olup tekrarlanışına, yanağından boynuna saç olup savruluşuna."

"Kelimeler Kitabı'nda at 'insanının kutlu dostu, evvel, evcil' hanesine sicillenmişti. Lakin bu sicilde de bir çetrefil gizliydi. Çünkü Adem şimdi; karşı karşıya durdukları şu anda onun ruhunu okurken, ruhundan öte yazgısı da önündeydi. Ve atın hamurunda özgürlük duygusuyla insana hizmet arzusu birlikteydi. Doğası özgürlük, yazgısı insana hizmetti onun. Fakat yazgısı ile doğası arasında, doğası baskın gelecek gibi görünüyordu. Yani en fazla boyun eğdiği anda en fazla başkaldıracak olan da oydu."

Bir küçük kusur var. Eksikliğin, fazlalığın ne olduğunu anlayamadım ama kitap yer yer kendini tekrarlamış gibiydi. Sanki birkaç sayfası eksik olsaymış ya da bazı şeyler daha farklı bir biçimde ifade edilseymiş daha güzel olurmuş gibi. Biraz küçük bir kusur ama kesinlikle okumalısınız demeye engel değil.

"Ey oğul, dedi Adem, vicdan, kaybetmeye en fazla hakkımız olduğu anda koruyabildiğimiz şey değil midir?"

4 yorum:

  1. Adem ve Havva kıssası kısa iken bunun efsunlu masalsı bir havada yazılması bana çok cazip gelmiyor. Okunur mu bilemiyorum. Yine de bir denemek lazim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kıssayla çoğu yerde örtüşmüyor zaten. Yazarın amacı kıssayı anlatmak da değil bence. Daha çok insanı anlatıyor.

      Sil
  2. Ben bu kitaba epey önce denk gelmiştim. Sosyal medyada paylaşılan kitaptan alıntılar çok hoşuma gitmişti. Sizde çok güzel anlatmışsınız kitabı. Okursam yorumumu buraya yazacağım notumu aldım (:
    Paylaşım için teşekkürler. Kaleminize sağlık. Vesselam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Okuduğunuzda beğeneceğinize eminim.

      Sil