11 Ağustos 2018 Cumartesi

That Sugar Film - Ah Bu Şeker

2014 tarihli herkesin izlemesi gereken bir belgeselle geldim.

Damon adında Avustralyalı bir arkadaşımız var. Zamanında kız arkadaşını etkileyebilmek için sağlıklı beslenmeye başlayarak rafine şekeri hayatından çıkarmış ve uzun bir müddet de böyle devam etmiş. Manşetlerde ve televizyonlarda gördüğümüz şeker hakkındaki tartışmaların gerçekliğini kendisi bulmak istiyor. 3 ay sonra doğacak kız çocuğunun kalori hesabı yaptığı ve fazla kilolarından muzdarip bir yaşam sürmesini istememe gibi haklı bir sebeple hayatına şekeri tekrardan soktuğunda neler olacağını görmek istiyor. Fakat vücuduna şekeri çikolatalar, gazlı içecekler ve şekerlemelerle sokmuyor. Normal Avustralyalı bir ailenin bir haftada aldığı şeker miktarınca aslında sağlıklı denilen fakat çoğu işlenmiş gıda olan meyveli yoğurt, bisküvi ve sos tarzı yiyecekleri tüketiyor. Biz de bir buçuk saat boyunca Damon'daki iki aylık değişimi izliyoruz.

Bir Avustralyalı aile haftada 6 kilogram şeker tüketiyormuş. Damon'ın ise günde 40 tatlı kaşığı şeker tüketme hakkı var. Ne fazlası ne eksiği. Bunu yapmak için de şekerci dükkanına gitmesine gerek yok çünkü bir süpermarketteki ürünlerin sadece %20'si içinde şeker bulunmayan gıdalardan oluşuyor. Hatta Damon  gevrek ve yoğurt benzeri yiyeceklerle yaptığı kahvaltısında 20 tatlı kaşığı şeker yediğini hesaplayınca günün geri kalanında kereviz yiyerek diyet yapması gerektiğini fark ediyor.

Damon sadece kendi hikayesiyle sınırlı kalmayıp Avustralya'nın yerli halkıyla da tanıştırıyor bizi. Aborjinler 40 yıl öncesinde geçimlerini sadece topraktan sağlıyorlarmış ve beyaz adamların getirdiği şeker nedeniyle şu sıralar hastalıklarla mücadele ediyorlar. Damon Amerika'ya da gidiyor ve orası zaten fastfood kültürünün çıkış noktası olduğu için şekerin insanlara yaptığını aşırı örneklerle görüyoruz.

Belgeselin sonuna geldiğimizde yağ ve şeker arasındaki tartışmada yağın suçlanmasıyla aklanan şekerin hiç de masum olmadığını anlayınca ve şekerle aramıza bir mesafe koymayı, şekere bir veda etmeyi, şekerle yollarımızı ayırmayı düşünebiliyoruz.

Yazının biraz sonuna gelirsek: Böyle renkli, eğlenceli, ilginç... İzlerken sıkılmayacağınızı düşünüyorum zaten anlatılanlar sizi etkilediği için dikkatiniz hep yüksek oluyor. Benim çok etkilendiğim bir belgesel oldu ve öğrendiklerimden de aşırı rahatsız oldum. Belgesele başlamadan önce puding yemiştim. Belgeselden sonra o pudingin midemde olduğunu düşündükçe çıldırmak geldi içimden. Aslında kendimi mutlu etmek için yediğim o şey ilerde hayatımı bana zindan edecek. Şeker hastalığı, kalp krizi veya başka bir hastalıkla, bir şekilde ortaya çıkacak ve benim hayatıma kastedecek ve ben hala bir çikolatayı arzulayacağım? Bu belgeseli izledikten sonra artık kolay kolay yemezler yavrum.

4 yorum:

  1. Bu belgeseli izledikten sonra şekeri hayatımdan çıkartacak isem izlememek daha mantıklı olur sanki. Çünkü ben biraz şekere, tatlıya, çikolataya düşkünüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şekilde düşünüyordum. Yazın dondurmasız, kışın sıcak çikolatasız duramam diyordum. Belgeseli izlesem de bırakmam diyordum. Ama izledim ve bıraktım. Üç aydır işlenmiş şeker, çikolata tarzı şeyler pek yemedim ve çok da büyütülecek bir lezzetmiş gibi gelmiyor bana artık. Fıstık+kuru üzümün tadı daha kaliteli :)

      Sil