18 Ekim 2018 Perşembe

Sofie'nin Dünyası - Jostein Gaarder

Geçmişteki felsefeyle ilgili bir kitap yazımda felsefeye başlamak için başlangıç kitabı önerisi istemiştim. Bu kitap önerilmişti.
Sofie 15 yaşında girecek genç bir kızdır. Posta kutularına ilginç sorular içeren kartlar gelmeye başlar. Sofie kendisini gizemle dolu bir felsefe kursunun ve bir albayın kızı için hazırladığı planın içinde bulur.

Felsefe öğretmeni Alberto'nun Sofie'ye, yazarında bize filozofça düşünmeyi öğretme gibi bir amacı var bu kitapta. Kuru bilgi yok. Alberto'nun Sofie'ye, Sofie'nin öğretmenine sorduğu sorularla, verilen örneklerle ve yaşanan olaylarla düşündürerek felsefeyi öğretiyor. Kitapta ,ilk başlarda serpiştirilmiş olsa da, sonlara doğru kocaman kocaman gizemler mevcut. Kitabı okutan da bu gizem zaten ve kitabın sonunda kitabın amacıyla paralel olarak çözülüyor.

"Rus bir beyin cerrahıyla yine Rus bir astronot din konusunda tartışıyorlardı. Beyin cerrahı dindar, astronotsa dindar bir kişi değildi. “Uzayda çok dolaştım” diye övünerek konuştu astronot, “ama ne Tanrı’yı gördüm ne de meleklerini!” Cerrah cevap verdi: “Ben de çok zeki beyinler ameliyat ettim, ama tek bir düşünce görmedim!”
"Ama bütün insanların ihtiyacı olan bir şey daha vardır: Kim olduğumuzu ve neden yaşadığımızı bilmek."

Sofie karakteri çok şirindi. Evinde kuş, kaplumbağa ve kedi beslemesiyle; bahçeden eve, evden bahçeye koşturmasıyla; kendisini felsefeye kaptırarak öğrendiklerini hayatına uygulamasıyla ve annesine bunları anlatmasıyla cıvıl cıvıl bir çocuktu. Sofie karakteri ve dediğim gibi şu gizem unsuru sayesinde severek okudum. Ortalama denecek kadar bir edebi değeri yoktu bence ama sevdim bu kitabı. O da bana felsefeyi sevdirdi. :)

"Felsefeye nereden başlasam?" diye sorusu olanlara bu kitap önerilir.

"Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü. İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz, diye düşündü. Ve bir yandan yaşamın ne kadar harika olduğunu düşünmeden de, ölmek zorunda olduğumuzu düşünmek imkansız."
-Önce bana kafeye geldiğinde neler gördüğünü anlat.-Gördüğüm ilk şey senin burada olmadığındı.-Gördüğün ilk şeyin aslında burada olmayan bir şeyin olması garip değil mi sence de?
"Sevgili Hilde! İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk. Sevgiler, Baban."

15 Ekim 2018 Pazartesi

Ölümcül Kimlikler - Amin Maalouf

Amin Maalouf Lübnan doğumlu ama yıllardır Fransa'da yaşayan bir yazar, Lübnanlı Hıristiyan bir Arap. Yazarın böyle özelliklere sahip oluşunu duyunca "Sen kimsin?" sorusuna acaba nasıl cevap veriyordur diye düşünmüştüm. Daha sonra karşıma Ölümcül Kimlikler çıktı. 136 sayfalık bir deneme.

"Bilim ilerledikçe insan, sonunun ne olacağı üzerine kendini daha çok sorgulayacak. "Nasıl"ın Tanrı'sı bir gün gelecek silinecek ama "niçin"in Tanrı'sı asla ölmeyecek."

Geçmişte ve günümüzde büyük sorunlara yol açmış bu kimlik kavramı bizi biz yapan şey. Hepimiz birbirimizden farklı olduğumuz kadarıyla var oluyoruz, sahip olduğumuz bu aidiyetlerden birinin öne çıkarılmasıyla kimlik ölümcül bir hal alıyor, diyor yazar. Ardından dinsel, etnik, dilsel ve ulusal unsurların hepsine değinerek kimlik kavramını sorgulamaya başlıyor.

"İşte benim de üzerinde durmak istediğim bu: ayrı ayrı alındığında, aidiyetlerimden her biri sayesinde hemcinslerimin büyük bir çoğunluğuyla belli bir akrabalığım var; aynı ölçütleri toplu olarak ele aldığımdaysa başka hiçbir kimlikle karıştırılmayacak, kendime özgü bir kimliğim oluyor."

Okurken çok düşündüren, sorular soran, sorduğu soruların cevabını bulmayı bize bırakan bir kitap. Nefretin bizi ele geçirdiği bu çağda kesinlikle okunması gerekiyor.

"Ama zaman zaman acıyı paylaşma noktasından aşırı hoşgörüye kaydığımız da olur. Sömürgeciliğin hoyratlığından, ırkçılıktan, yabancı düşmanlığından çekmiş olanların kendi milliyetçi hoyratlıklarının, kendi ırkçılıklarının ve kendi yabancı düşmanlıklarının aşırılıklarını bağışlıyoruz, hatta bu yüzden en azından oluk oluk kan akmadıkça, kurbanlarının kaderleriyle hiç ilgilenmiyoruz."
"Çünkü başkalarını çoğu zaman en dar aidiyetleri içine sıkıştıran bizim bakışımız ve onları özgür kılacak da gene bizim bakışımız." 
"Milliyetçiliğin birince erdemi her sorun için bir çözümden çok bir sorumlu bulmak değil midir?"
"İşin karikatürü bir yana, soru en ciddi biçimde sorulmayı hak ediyor. Gerçekten de dünyalılaşmanın hemcinslerimizin büyük çoğunluğunun gözüne, herkes için zenginleştirici müthiş bir karışım olarak değil, yoksullaştırıcı bir tek tiplilik ve kendi öz kültürünü, kimliğimi, değerlerini korumak için mücadele edilmesi gereken bir tehdit gibi göründüğü son derece şaşırtıcı bir çağdan geçiyoruz."

13 Ekim 2018 Cumartesi

La Sonsuzluk Hecesi - Nazan Bekiroğlu - Alıntılar


"Her şeye razıyım, ama Seninle aramdaki bağı bozma.
Bana kaderimi sorgulatma. Neden, diye sordurma."

"Onu yalnız Adem değil bütün bir alem bekledi.Belliydi Havva'nın geleceği.Gelmeyecek olan böyle beklenmezdi."

"Her şeyin doğrusunu söyleyen Kitap,
manayı verir suret üzerinde durmaz.
Esası verir ayrıntıda oyalanmaz.
Kıssa anlatır ama maksadı hikaye anlatmak değildir."

"Yaratan yarattığına şu şahdamarı kadar yakınsa, yaratılan da Yaratan’ına bir nefes kadar yakındı."

"Öyle büyüktü ki kaybı Adem'in, insan neslinden hiç kimse bir daha bir cennet kaybetmeyecekti."

Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
Bir:Kelimeler
İki:Aşk
Üç:Annelik duygusu.

"Şu, üç beş kişiyi bulmayan dünya tenhalığımızda o kadar mı yalnız kaldın ki kendine bile tutunamadın? "

"Elini göğsünün üzerine koydu.
Sanki,dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor. Sonra bu kadarla da kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor ne yapmasam dolmuyor."

"Ey gelmişin ve geleceğin Rabbi. Ey! isimlerin sahibi, ben ayağımın nerede sürçtüğünü, ben hatamı, ben yanılgımı adımı bilir gibi biliyorum. Ben bin kere kabul ettim kabahatimi. Sen bir kere affet."

"Unutma. Harfe dönüşen kelam yok olmaz. Sen unutsan ben unutsam, gökler unutmaz."

21 Eylül 2018 Cuma

Bakele - Sezgin Kaymaz

Biryudumkitap bu kitabın da adı olan Bakele adlı öyküyü göndermişti zamanında. Sonra kitabın adını not aldıydım bir gün karşıma çıkarsa alır okurum diye. Kütüphanede karşıma çıktı aldım. Güzel bir tesadüf oldu benim için. Tanıdık birini rafların arasında gördüm. Göz kırpıyordu bana.

"Ve Bakele'nin gözünün içine bakan dedeme saygı duymayı, onu giderek Bakele'den daha fazla sevmeyi öğreniyordum. Ama dedemi daha çok sevdiğim için değil; demem Bakele'yi babamın annemi sevdiğinden daha çok sevdiği için."

Hızlıca okudum ve sevdiğim kitapların arasına girdi. Kitap kısa öykülerden oluşuyor. Dili sade ve kullanılan günlük konuşma diliyle de akıcı. Ama çoğu hikayede hakaret bazısında küfürler mevcut. Hikayeler hayatın içinden. Ben öykülerin hiç bitmemesini istedim. Çünkü kimi öyküler kalbime dokundu, kimisi de kahkahalar attırdı, kıkır kıkır güldüm bazısında.
"Dede?" dedim, "Bakele ne demek?"Anlattı."Canım" demekmiş.Ve "Aşkım" ve "Bir Tanem" ve "Her Şeyim" ve "Ömrümün Varı" ve "Gözümün Nuru" ve "Kalbim" ve "Işığım" ve daha yüzlerce binlerce güzel söz, güzel ses demekmiş."
Komikti, naifti, absürttü, samimiydi.Tavsiye edilir.


"Büyüdükçe inandırıcılığı kalmaz oluyordu bu yalanların, ama yalan söylüyorsun denmiyordu anneye. Soruluyordu.
"Anne, hani babam Hakkari'ye gittiydi ya. Niye hala gelmiyo."
"Ordan da Giresun'a tayin etmişler. Ne yapsın? Koşturuyo işte. Elleme sen."
Ellemiyordum. Ama çocuklar elliyordu.
"Babaasıız - Babaaasııız..."
Ağlıyordum."
"Hani söyleyecek çok şeyi vardır da nasıl söyleyeceğini bilemiyordur insan. Cümlelerini yarım bırakır hep. "Ben geldim de..."

14 Eylül 2018 Cuma

Evren 101 - Carolyn C. Pettersen

"Ben kainata aşığım. Çünkü kainat ben her zerraatı ile yüce Halik'i ve sonsuz Sanaat'ı hatırlatıyor." diye Vera bir videosunun altına yazmıştı. Ben de bunu görünce "İşte!" demiştim. "Nedir bu yıldızlara merakın?" sorusunu yöneltenlere bu güzel cümleyi söyleyebilirim.

 Bloga yazdığım ilk yazılardan bir tanesi de yıldızlarla ilgiliydi. O zamanlar başlamıştı bu merak ve hala gördüğünüz gibi devam ediyor.

Kitaba gelelim. Güneş sisteminden başlayarak evrendeki daha büyük cisimlere doğru bir anlatım yapılmış. Evren'in keşfine, önemli insanlara ve icatlara yer verilmiş. Karmaşık konular güzel bir sadelikle anlatılmış. Resimler ve tablolarla akılda kalıcılık arttırılmış. Dili de akıcı ve eğlenceli.

Say yayınlarının birçok konu hakkında bu 101'li kitapları mevcut. Yayınevi bunlara herkes için dizisi demiş.  Sadece Evren 101'i okumuş olarak söylüyorum ki anatomi, ekonomi, felsefe, evren, mimarlık, mitoloji, müzik sanat alanlarında başlangıç yapmak isteyenler bu diziden yararlanabilir. Ben Dünya Tarihi 101, Felsefe 101, Mitoloji 101, Sanat 101 kitaplarını gözüme kestirdim bile.